Denizli'nin Çal ilçesi, Dayılar Mahallesi'nde, Çivril ve Baklan düzlüklerinin oluşturduğu havza tabanını Çal Platosu'na bağlayan doğal güzergâhın başladığı stratejik bir eşikte, Neojen döneminde biçimlenmiş doğal bir tepe yükselir. Onu bir höyüğe dönüştüren ise doğa değil insandır: binlerce yıl boyunca üst üste kurulmuş köylerin birikimi.
Ekşi Höyük, Yukarı Menderes Havzası'nın Neolitik dönemini aydınlatan bir yerleşimdir. Eşref Abay ile Fulya Dedeoğlu Konakçı'nun ova ve dağlık kesimlerde yürüttüğü yüzey araştırmaları, bölgede MÖ 7.–6. binyıllara tarihlenen 18 yerleşim saptamış; bunların en iyi korunanı olan Ekşi Höyük'te 2015'te kazılara başlanmıştı.
Buluntular, ilk köyün MÖ 7. binyılın ilk çeyreğinde kurulduğunu gösteriyor. En erken evre, MÖ 6750–6600'e tarihlenen kırmızı kireç tabanlı dörtgen yapılarla tanımlanıyor; onu MÖ 6400–6000 arasındaki apsidal (at nalı planlı) yapılar izliyor. İskân, aralıklarla MÖ 5500'e dek sürmüş; tepe çok sonra, MS 10.–11. yüzyılda bir mezarlık alanı olarak kullanılmış. Bugüne dek yedi ayrı yapı katı belgelendi.
Kazının amacı yalnızca bir tabakayı açmak değil; havzanın Neolitikleşme sürecini, köyü kuran toplulukların örgütlenme biçimini, geçim stratejilerini ve alan kullanımını anlamak. Çalışmalar, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izniyle, Prof. Dr. Fulya Dedeoğlu Konakçı başkanlığında ve Ege Üniversitesi desteğiyle sürüyor.